EHL-İ SÜNNET’İN İLKLERİ

Haricilerle mücadele etmek durumunda kalan ve sonunda şehit edilen Hz. Ali, aynı zamanda İslam yolundan ayrılanlarla ve bidat görüşlerle ilk defa ciddi olarak mücadele eden Sahabi’dir. Hz. Ali’nin bu mücadelesi Ehl-i Sünnet vel-Cemaat adına yapılan ilk müşahhas (gözle görülen) faaliyetler olarak değerlendirilmiştir.

Meşhur Kelam alimi Abdülkahir el-Bağdadi, Hz. Ali ile birlikte Kaderiye’nin düşüncelerini reddeden Abdullah b. Ömer’i ve Tabiin ulemasından Ömer b. Abdilaziz, Zeyd b. Ali Zeynelabidin, el-Hasenü’l-Basri, Cafer b. Muhammed es-Sadık gibi kişileri Ehl-i sünnet’in ilklerinden sayar.

Peygamberimizin sünnetinden ve İslam cemaatinden ayrılan Hariciler, Şia, Kaderiyye, Cebriye ve Mutezile gibi bidat fırkaları gittikleri yolun doğru olduğuna ayetlerden delil getirmeye çalışmışlardır. Özellikle imamet, şefaat, ruyetullah ve kabir suali gibi hususlarda kabulde veya izahta Sünnet’in geriye bırakılıp aklın ön plana çıkarılmasına ümmetin ekseriyeti itibar etmemiştir. (Günümüzde bunların kalıntıları karşımıza prof olarak çıkıyor!)

Bu şartlarda Müslümanların ekseriyetinin Sünnet’e gereken değeri verip onu muhafaza etmesi, Ehl-i Sünnet vel-Cemaat’in bir ıstılah (Sünni topluluk için isim) olarak kullanılmasında mühim bir amil (sebep) olmuştur.

Kuran’ın yanlış anlaşılmaması için Sünnet, Sünnet’in doğru anlaşılması için de Ashab-ı Kiram Hazerâtı mühim olduğu için Müslümanların büyük ekseriyetinin itikad esasları, Ehl-i Sünnet vel-Cemaat isminde ifadesini bulmuştur.


İMAM-I AZAM’IN ÖNEMİ

Ehl-i sünnet itikadının teşekkülünde İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri’nin (H.150/M.767) müstesna bir yerinin olduğu görülür. İmam-ı Azam, ameli bir mezhebin imamı olarak şöhret bulsa da, onun Kelam ilmine dair olan beş risalesi de akaid meselelerinin tamamını ihtiva eder.

İmam-ı Azam (r.h) -BİZ ASHABI ANCAK HAYIRLA ANARIZ- diyerek ilk dört halifenin hak üzere olduklarını söylemiştir.
O, bu ifadeleriyle Sahabe arasında meydana gelen hadiselere sonraki Müslümanların nasıl yaklaşması gerektiğini ortaya koymuş ve sadece fıkıhta değil akaidde de büyük bir imam olarak sonraki alimlerde derin izler bırakmıştır.

O Ehl-i Sünnet’in (itikad esaslarının) teşekkül ettirilmesinde Ebu Mansur Muhammed Maturidi’ye rehberlik etmiştir.