HEYETLER SÜTUNU

1- Allah Resulü (s.a.v.) kendisine gelen Arap heyetleriyle bu sütunun yanında oturarak görüşür ve onlardan İslama uyma üzerine biat alırdı. Ayrıca Beni Temim heyetinin gelip Hz. Peygamber'i (s.a.v.) odaların arka tarafından yüksek sesle çağırmaları hadisesi de bu sütunun yanında cereyan etmişti. Bu heyet gelip Hz. Peygamber (s.a.v.)'e şöyle seslenmişlerdi "Ey Muhammed! Yanımıza gel! Seninle şan şeref yarışına girelim!" Bunun üzerine yüce Allah şu ayetleri indirdi: "(Resulüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi elbette kendileri için daha iyi olurdu."

2- Peygamberimiz (s.a.v.) bunlarla görüşmek için çıkarak Mescitte bu sütunun yanına oturdu. Bunun üzerine Beni Temim heyeti de oraya geldi ve hatipleri olan Attar b. Hacip kavmini öven sözlere başladı. Allah Resulü (s.a.v.) de Sabit b. Kays'a buna karşılık vermesini emretti. Ardından Beni Temim'in şairi Züberkan b. Bedr kalkarak girişi şöyle olan bir kaside söyledi: "Bizler şerefli bir kavimiz, hiç bir şehir bize denk değil!
Krallar bizden çıkar ve ganimetin dörtte birini biz alırız."
Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şairi Hassan b. Sabit'i çağırttı. Hassan nefes nefese kalmış bir halde çarşıdan getirildi. Hz. Peygamber (s.a.v.) ondan Beni Temim'in şairine karşılık vermesini istedi. Hassan da hemen irticali olarak aynı vezin ve kafiyede girişi şöyle olan bir kaside söylemeye başladı: "Fihr soyunun ileri gelenleri ve kardeşleri insanlara uyulacak bir yol çizdi, Bundan kalbinde, Allah korkusu ve onun emrine saygı olan herkes hoşnut, Bu topluluk düşmanla savaşınca onu mahveder, dosta yardım etmek isterse mutlaka eder."

3- Kaside tamamlanınca Temim kabilesinden Akra b. Hâbis kalkarak "Babam üzerine yemin olsun ki! Bu adama gerçekten Kitap verilmiştir! Onun hatibi bizimkinden daha üstün, şairi de bizimkinden daha iyi şair. Sesleri de daha gür ve yüksek" dedi. Neticede Temim kabilesi müslüman oldu. Bunun üzerin Allah Resulü (s.a.v.) onları en güzel hediyelerle mükafaatlandırdı.

4- Hz. Peygamber (s.a.v.) yine aynı sütunda Beni Sa'd b. Bekir heyetini temsil eden Dımam b. Sa'lebe'yi de karşılamıştır. Bu karşılama şöyle meydana geldi: Dımam Allah Resulü (s.a.v.) ve ashabın olduğu yere kadar gelerek durdu. Hz. Peygamber'i tanımadığı için onlara doğru dönüp "Abdulmuttalib'in oğlu hanginiz?" diye sordu.

5- Peygamberimiz (s.a.v.) "Abdulmuttalib'in oğlu benim!" dedi. Adam "Muhammed mi? Ey Abdulmuttalib'in oğlu. Sana bazı sorular soracağım ve biraz başını ağrıtacağım, bana darılma ve alınma" dedi. Allah Resulü (s.a.v.) de "Aklına geleni sor, darılmam" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Dımam: "Senin, senden öncekilerin ve sonrakilerin İlahı olan Allah aşkına söyle! Sana, bize yalnızca O'na ibadet etmeyi ve O'na ortak koşmamayı, ecdadımızın ibadet ederek O'na ortak koştukları şeyleri tümüyle terketmeyi emretmen için Allah mı emir verdi?" diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) buna "Evet" diye karşılık verdi. Dımam devamla: "Senin senden öncekilerin ve sonrakilerin ilahı olan Allah aşkına söyle! Beş vakit namaz kılmayı Allah mı emretti?" dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) yine "Evet "cevabını verdi.
Dımam bundan sonra dinin vecibelerini teker teker sayarak aynı şeyi sordu ve Hz. Peygamber (s.a.v.) hep "Evet" cevabını verdi. Sonunda Dımam kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu ve "Ben dinin bu vecibelerini yerine getirip bundan fazlasını yapmam" diyerek, geri dönmek için devesine doğru gitti. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.): "Eğer doğru söylediyse kurtuluşa erdi" buyurdu. Başka bir rivayette "Eğer şu saçı örgülü adam doğru söylediyse cennete girer" buyurmuştur.

6- Bu sütun ayrıca "Gerdanlık Meclisi" olarak da bilinir. Zira ashabın en üstün şahsiyetleri burada biraraya gelirdi.