Bir şeye inanmanın üç mertebesi vardır. Bu mertebelerin üçü ile birden imanı benimsemek, onun bütünlüğünü ve parlaklığını gösterir. Bu mertebeler şunlardır:

1. Kalb ile tasdik: peygamberimiz efendimizin (sallallahu aleyhi ve selem)Allah tarafından getirip haber verdiği şeylerin doğruluğunu gönlünden kat’i surette teslim etmek.

2. Dil ile tasdik: gönlünden doğruluğuna inandığı bir şeyi başkalarına karşı, evet peygamberimiz efendimizin Allah tarafından getirip haber verdiği şeylerin hepsi de gerçektir ve ben buna suret –i kat’iyede inanmış bulunuyorum diye söylemektir.

3. İş ile tasdik: inandığı şeyin icabına göre yürümektir. Farzları yapmak, haramlardan sakınmak gibi.

Kalb ile tasdik esastır. Hiç bir surette bırakılamaz. Allah saklasın, gönüllerden bu tasdik gidince küfür tahakkuk eder ve o zaman dil ile iş ile yapılan tasdik de para etmez. Kalpten tasdiki olmadığı, halde sade dili ile tasdik edene münafık, sadece işi ile tasdik eden mürai denir.

Dil ile tasdik, dilsizlik ve cebir veya tazyik karşısında kalmak gibi mazeretle söylenmeyip bırakılabilir Kalbde esas baki kaldıkça küfür olmaz. Ancak ortada hiçbir mani yokken tasdik ve imanını yalnız kalbinde saklayıp ta kimseye bildirmemek insanlar nazarında kendisinin imansız bir şahıs telakki edilmesine sebep olu. Üçüncüsü, yani giderini inancına uydurmak, imandan beklenen semereler ve neticelerdir.

Maddi bir temsille bunun izahı: iman bir meyve ağacına benzer. kalb ile tasdik bu ağacın toprak altındaki kökleridir. Dil ile tasdik; ağacın gövdesidir. İş ile tasdik de; dalları, yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Yerin altında kuvvetli kökleri bulunmayan bir ağaç sahtedir, meyve yapmaz. Kısa bir zamanda kurur ve çürür. Münafıklarla mürailerin taşıdıkları imanın kıymeti budur. Ağaçtan maksat meyvesi olduğu gibi imandan maksat da dürüst itikat temiz kalb güzel iş. Yüksek ahlaktır.

Fatih Dersiamlarından A.Osman TATLISU (r.h.)