Yahya İbnu Said anlatıyor: "Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem): "İsmin ne?" dedi. Adam: "Mürre (acı)!" deyince, ona; "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) tekrar: "Bunu kim sağıverecek?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı; "Ben sağacağım" diyecekti ki Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona da: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam: "Harp (savaş)" diye cevap verdi. Ona da; "Otur" dedi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. "Yaîş (Yaşar)" cevabını alınca ona: "Sen yaşıyorsun." diyerek müsaade etti."22

İsimlerin mânâlarından hareketle hayır umma konusunu destekleyen bir başka rivayet ise şöyledir: Ebu Hureyre'nin anlattığına göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Eslem kabilesini Allah selametli kılsın, Gıfar kabilesine de mağfiret buyursun!"23 Hufaf İbnu Îmâ el-Gıfari anlatıyor: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) rükûa gitti, sonra başını kaldırdı ve; "Gıfar kabilesini Allah mağfiret etsin. Eslem kabilesine Allah selâmet versin. Useyye Allah'a ve Resulü'ne isyan etmiştir." deyip secdeye gitti.24

Buradaki kabile isimlerine dikkat ettiğimizde, isimlerin mânâlarının bahsi geçen kabilelerde tezahürünü âlemlere rahmet bir peygamber feraseti ile Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) görmüş olduğunu anlarız. Zaten Sünnet-i Seniyyeyi dikkatlice inceleyen bir kişi, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) isimlerin anlamlarına ehemmiyet verdiğini, kişilerin isimlerindeki manalarla o kişiler arasında bir irtibat kurduğunu rahatlıkla anlayacaktır.