Tarihin en esaslı adamlarından biri olan Piri Reis, yalnızca Türk tarihi ya da Müslümanların tarihi açısından değil, tüm dünya tarihi açısından önemli bir isimdir. Bu önem sadece, günümüze ulaşan ilk dünya haritasını çizmesinden değil, 'Kitab-ı Bahriye' gibi bir denizcilik kılavuzunu yazmasından da kaynaklanmaktadır. 1513'de çizdiği harita, bugün hala bilim tarihine bilgi sunabildiği gibi, ilkini 1521 yılında yazdığı Kitab-ı Bahriye de bugün hâlâ kullanıma elverişli işlevsel bir metindir.

Dünya denizciliğinin 'ilk' kılavuz kitabını yazan adam

Akdeniz'de yaptığı seferler sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin 'ilk kılavuz kitabı' olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetti.
Dünyanın haritasını çıkaran adam

Piri Reis, 1511'de emri hak vaki olup, amcası Kemal Reis'in bir deniz kazasında ölmesinden sonra Gelibolu'ya yerleşti. Barbaros'ların idaresi altındaki donanmada bazı seferlere çıktıysa da daha çok Gelibolu'da ikamet edip haritaları ve kitabı üzerinde çalıştı. Akdeniz'de korsanlık yaptığı yıllarda bir kısmı Kristof Kolomb'a bir kısmı ise başka korsanlara ait bazı haritaları ele geçirmişti. Bu haritalardan ve kendi gözlemlerinden faydalanarak 1513 tarihinde en kapsamlı ilk dünya haritasını çizdi.

Bugün bu haritadan günümüzde yalnızca Atlas okyanusu, İber yarımadası, Afrika'nın batısı ve -yenidünya- Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik bir kısmı kalmıştır.
Mısır seferinde Nil nehrini çiziyor

Barbaros Kardeşler, 1515 senesinde Osmanlı donanmasında dünyanın en büyük deniz güçlerinden birini oluşturmuşlar ve Kuzey Afrika'da birçok bölge ve kaleyi fetih eylemişlerdi. Piri Reis de 1516 - 1517 yıllarında İstanbul'a geldiğinde tekrar Osmanlı Donanması'na girip donanmada albay rütbesi almıştır. Mısır seferine gemi komutanı olarak katılmış ve sefer için gittiği Mısır'da Kahire'ye geçerek Nil ve çevresini çizme fırsatı bulmuştur. [Biz işte böyleyiz. Seferden vakit bulursak ilim de yaparız. Ne gerekiyorsa en iyisini yapacak bir ümmetiz biz]
Haritayı Yavuz'a sunuyor

Piri Reis, İskenderiye'nin ele geçirilmesinde gösterdiği başarılar sebebiyle padişahın övgüsünü kazanmış ve sefer sırasında haritasını padişaha sunmuştu. Bugün Piri Reis'in dünya haritası olarak bildiğimiz harita, Yavuz Sultan Selim'e sunulan haritanın bir bölümüdür. Diğer bölümleri kaybolmuştur.
Piri Reis Haritası

Orjinali Topkapı Sarayı'nda olan harita, deve derisi üzerine 9 renkte boyanıp resimlenmiş olup 86 cm boyundadır. Üst kısmı 61 cm, alt kısmı 41 cm'dir ve sağ yanı boydan boya kopmuştur. Üzeri efsanevi ve gerçekçi resimlerle süslüdür. Haritada üçü küçük, ikisi büyük 5 rüzgârgülü bulunur. Haritanın oluşumu, keşif tarihi ve çeşitli efsaneler hakkında notlar haritada yer alır. Osmanlı Sultanı'na sunulacak olması nedeniyle görselliğe çok önem vererek hazırlanmıştır.
Haritanın bulunuşu

Harita, 9 Kasım 1929'da Topkapı Sarayı'nda sarayı müzeye dönüştürme sırasındaki envanter tespit çalışmaları sürerken tesadüfen bulunmuştur. Alman bilim adamı Adolf Deismann, [1866-1937] dönemin Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem Eldem'in verdiği parçaları inceleyip düzenlerken eline geçen harita takımının içindeki folyoyu o sırada İstanbul'da bulunan ve Türk denizciliği hakkında uzman olan Alman bilim adamı Paul Kahle'ye göstermişti. Eserin Piri Reis'in ilk dünya haritası olduğunu teşhis eden Paul Kahle oldu.

Prof. Kahle, harita ile ilgili inceleme sonuçlarını 1931 yılında 18. Doğubilimleri Kongresi'nde sundu. Haritanın üzerindeki notları Hasan Fehmi Bey latin harflerine aktardı. Türk Tarih Kurumu başkanı Yusuf Akçura, 1937 tarihli 'Piri Reis Haritası' adlı kitabında haritayı yayımladı. Cumhurbaşkanı Atatürk, haritayı Ankara'ya getirtip bizzat incelemiş ve devlet matbaasında çoğaltılmasını sağlamıştır.

Haritanın kayıp parçalarını arama çabası sırasında Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin Özyer tarafından dünya haritası olduğu sanılan bir başka Piri Reis haritası bulunmuştur.

Piri Reis'in imzası Güney Amerika'nın üzerinde şu şekilde yer alır:

"Bunu Kemal Reis'in birader zadesi diye meşhur, Hacı Mehmet'in oğlu fakir Piri 919 (1513) Muharrem-ü'haramında Gelibolu şehrinde yazdı, Allah ikisini de affetsin."
"Dünya ne kadar küçük"

Bazı kaynaklarda aktarıldığına göre, Osmanlı padişahı 'Piri Reis'in dünya haritasına bakmış ve "Dünya ne kadar küçük" demiştir.

Piri Reis, bu seferden sonra tuttuğu notlardan bir denizcilik kitabı yazmak için Gelibolu'ya geri dönmüştür. Bir araya getirdiği notlarını bir 'Denizcilik Kitabı' olarak tamamlamıştır.
Kitab-ı Bahriye'yi Kanuni'ye sunuyor

Cihanı titrettiğimiz Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1523 Rodos seferi sırasında İbrahim Paşa'nın takdirini kazanan Piri Reis 1926 yılında gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye'sini İbrahim Paşa aracılığıyla Kanuni'ye sunmuştur.

1528 yılında, ilk çizdiği haritadan daha kapsamlı ikinci bir dünya haritası daha çizmiştir.

Tarihin en büyük soykırımında mazlumlara yardım ediyor

1486'da Endülüs'te Müslümanların hâkimiyetindeki son şehir olan Gırnata'da katliama uğrayan Müslümanlar, Osmanlı Devleti'nden yardım isteyince o yıllarda deniz aşırı sefere çıkacak donanması bulunmayan Osmanlı Devleti, Kemal Reis'i Osmanlı Bayrağı altında İspanya'ya gönderdi. Bu sefere katılan Piri Reis, amcası ile birlikte Müslümanları İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşıdı.

Venedik üzerine sefer hazırlığına girişen II. Beyazid'in, Akdeniz'de korsanlık yapan denizcileri Osmanlı donanmasına katılmaya çağırması üzerine 1494'te amcası ile birlikte İstanbul'da padişahın huzuruna çıktı ve birlikte donanmanın resmi hizmetine girdiler.

Piri Reis, Osmanlı Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde Osmanlı donanmasında gemi komutanı olarak yer aldı, böylece ilk kez savaş kaptanı oldu. Yaptığı başarılı savaşların sonucunda Venedikliler barış istediler ve iki devlet arasında bir barış anlaşması yapıldı. Piri Reis, 1495 - 1510 yıllarında İnebahtı, Moton, Navarin, Rodos gibi deniz seferlerinde de görev aldı.
Güney sularında devlet için çalışıyor

1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa Kaptan-ı Derya olunca, Piri Reis de tümamiral rütbesine yükseltildi. Piri Reis, bu unvanı aldıktan sonra, ilerleyen yıllarda güney sularında devlet için çalışmıştı.

Tümamiral unvanıyla çeşitli seferlere çıkan Piri Reis'in Osmanlı donanmasında yaptığı son sefer idamıyla da sonuçlanan Mısır seferi olmuştu.
Piri Reis kimdir?

PİRİ Reis kimdir, sorusuna verilecek en net cevap; seferden vakit bulunca ilim de yapabilen denizcilik tarihinin en esaslı kahramanlarından biridir. Ne yazık ki hala sinemaya uyarlanmamış bizim güneydeki adamlarımızdan biridir. Tek kelimeyle; kahramandır!

Kaynaklara göre Karamanlı bir ailenin çocuğu ve asıl ismi Ahmet Muhiddin olan Piri Reis'in ailesi, Karamanoğulları'nın Osmanlı'ya katıldığı Fatih döneminde padişahın emri ile İstanbul'a göç ettirilmiş ailelerdendir. Bir müddet İstanbul'da yaşadıktan sonra Gelibolu'ya göç etmişlerdir. Babası Karamanlı Hacı Mehmet Bey, amcası ise denizciliği öğrendiği ünlü Osmanlı denizcisi Kemal Reis'tir.

Piri Reis, amcasının yanında denizciliğe başlamıştır. Din-i İslam'a hizmet için önceleri Akdeniz'de korsanlığa başlamışlar sonra da başta Sicilya, Korsika ve Fransa kıyıları olmak üzere birçok yere düzenlenen akınlara katılmışlardır.
Ölümü

Mısır seferi sonrasında, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın politik hırsı yüzünden hakkında padişaha olumsuz rapor verilmiş, bu rapor sonucu Padişahın fermanı üzerine 1554'te boynu vurularak idam edilmiştir. Piri Reis, vefat ettiğinde seksen yaşının üzerinde bulunuyordu...