Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1
    Global Moderatör Kasirga anise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,432
    Rep Gücü
    22

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

      
    Kıyamet günü oruç şefaatçi olacak"
    Ramazan orucu; Peygamberimizin Medine'ye hicretinden onsekiz ay sonra, Şaban ayınının onuncu günü farz kılınmıştır.
    Ramazan ayında oruç tutulması, Kur'an-ı Kerimle emir edilmiş ve bu husustaki ayetlede şöyle buyrulmuştur:
    "Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de, takvaya eresiniz, nefsinize hakim olasınız diye oruç, farz kılındı.
    O, sayılı günlerdir.İçinizden, her kim, o günlerde hasta olur, yahut seferde bulunursa, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde kaza eder, öder.
    Oruç tutmağa güc yetiremeyenlerin de, bir yoksul doyumu fidye vermeleri gerekir. Kim, hayrına fidyesini artırırsa, bu, onun için daha hayırlıdır.
    Bununla beraber, bilirseniz, oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.
    Ramazan ayı; o, öyle bir aydır ki insanlara doğruyolu gösteren açık ayetleri kendisinde toplayan, hak ile batılı ayırd eden Kur'an, onda indirildi.
    İmdi, sizden her kim, o aya erişirse, onu, oruçlu geçirsin.
    Kim de, hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde kaza etsin.
    Allah, size kolaylık diler, güclük dilemez.
    Bu da, o sayıyı ikmal ve size olan hidayetine karşı Allah'ı tekbir etmeniz içindir. Gerek ki, şükr edesiniz.
    Fecrin, siyah ipliğinden beyaz ipliğini seçinceye (imsak vaktine) kadar yeyiniz, içiniz, sonra, ertesi geceye kadar orucu tam tutunuz."
    Peygamberimizin buyurdu ki: "İslam, beş şey üzerine kuruldu:
    Allah'dan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in Resulullah olduğuna şehadet etmek,
    Namazı kılmak,
    Zekatı vermek,
    Ramazan Orucunu Tutmak,
    Hacc etmek."
    Oruç, yalnız Peygamberimize ve ümmetine farz kılınmış bir ibadet değildir.
    Hz. Adem'den beri gelip geçen bütün Peygamberlerle ümmetleri de, oruç tutmakla mükellef idiler.
    Peygamberimiz "Kıyamet günü, oruç ve Kur'an, kullar için Şefaatçi olacaklardır. Oruç "Ya Rab! Ben, bunu, gündüzün yemekten ve şehvetlerden men ettim. Bunun hakkında, beni, Şefaatcı kıl!" diyecek.
    Kur'an-ı kerimde de "Bunu, geceleyin uykudan men ettim. Bunun hakkında, beni, Şefaatcı kıl!" diyecek. Her ikisi de, şefaat edeceklerdir." buyurmuştur.

    "Orucun mükafatını ben veririm!"
    Resulullah efendimiz Ramazan orucunun insanlara faydası üzerinde çok dururdu. Bununla ilgili buyurdu ki:
    "Oruç, ateşten koruyan bir kalkandır. Herhangi birinizi, savaşta koruyan kalkan gibi!"
    "Oruç, nefsi, yalnız yemek, içmek gibi şeylerden alıkoymaktan ibaret değildir. Fakat, masiyetlerden, kötülüklerden de alıkoymaktır!"
    "Oruç, sabrın yarısıdır."
    "İzzet ve Celal sahibi olan Allah buyuru ki, Adem oğlunun her ameli kendisi içindir. Yalnız, oruç, müstesnadır! Oruçlu kimse; yemesini, içmesini... benim için bırakmıştır. Oruç, benim içindir! Onun mükafatını da, ben, veririmdir!"
    "Allah'a yemin ederim ki: Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur!
    "Oruçlunun sevineceği, iki sevinci vardır:
    Oruçlu, iftar ettiği zaman, iftarına sevinir,
    Rabbine kavuştuğu ve Allah, orucunun mükafatını, kendisine verdiği zaman, sevinir!"
    Ebu Ümame hazretleri anlatır:
    "Resul Aleyhisselama gidip "Ya Resulallah! Bana, bir amel emret te, işleyeyim?" dedim. Resulullah Aleyhisselam "Sen, oruca devam et! Çünki, ona eşit ve denk bir amel yoktur!" buyurdu.
    Resul Aleyhisselama tekrar gittim. "Ya Resulallah! Bana, bir amel emir et işleyeyim de, beni, Cennet'e girdirsin?" dedim. Resul Aleyhisselam "Sen, oruca devam et! Çünkü, ona eşit ve denk amel yoktur!" buyurdu."
    Sonra şöyle buyurdu:
    "Cenne'te Reyyan diye anılan bir kapı vardır ki, Kıyamet gününde bu kapıdan Cennete ancak oruçlular girerler.Onlardan başka hiç kimse giremezdir."Oruçlular, nerededir?" diye seslenilir.Oruçlular, kalkıp oradan içeri girerler. Oruçluların sonu girdikten sonra, kapı, kapanır. Artık, o kapıdan Cennete hiç kimse giremez.
    Namaz kılanlar, Cennetin namaz kapısından çağırılırlar.
    Mücahidler, Cihad kapısından, oruçlular, Reyyan kapısından, Sadaka sahipleri de, Sadaka (Zekat) kapısından çağırılırlar." buyurdu.
    Hz. Ebu Bekir,
    - Anam, babam, Sana feda olsun ya Resulallah! Bir kimse için, bu kapıların hepsinden çağırılmak, mümkün müdür? Bir kimsenin, bu kapıların hepsinden çağırıldığı olabilir mi? diye sordu.
    Resulullah Aleyhisselam,
    - Evet! Hepsinden çağırılabilir. Senin de, onlardan olmanı umarım!, buyurdu.

    Resulullahın iftar duaları
    Abdullah bin Ebi Evfa hazretleri anlatır:
    "Bir kere Resûlüllah efendimiz ile Ramazan ayında seferde idik. Gün battığı zaman:
    - Yâ Bilâl! Aşağı in, bize su ile kavut karıştır, diye buyurdu.
    Bilâl:
    - Yâ Resûlâllah! Daha gündüz, dedi.
    Fahr-i Kâinat efendimiz, tekrar ederek:
    - İn, bize su ile kavut karıştır! diye buyurdu.
    Bundan sonra Bilâl inip karıştırdı, getirdi. Peygamber efendimiz alıp içti.
    Resûlüllah efendimiz emrettiği halde Bilâl'in "Daha gündüz" demesinin sebebi şu idi ki, ortalık kararmamıştı, ufukta henüz ışık ve kızıllık eserinin zail olmadığını gördü . Peygamber efendimiz bu eserlere belki nazar etmemişlerdir, diye böyle söylemişti.. Fakat Peygamber efendimiz tekrar buyurunca Bilâl bildi ki, ışık ve kızıllık eserlerinin kalması zarar etmeyip, güneş batınca iftar câiz olur.
    Enes bin Mâlik hazretleri, "Peygamber Efendimizin âdetleri, orucunu akşam namazından önce birkaç tane yaş hurma ile açmaktı. Yaş hurma bulamazsa kuru hurma ile açardı. Kuru hurma bulamazsa birkaç yudum su ile açardı." demiştir.
    İbn-i Ömer hazretleri , "Peygamber efendimiz, iftar ettiği zaman:
    "Zehebezzama' vebtelletil urûk ve sebe-tel-ecr inşâallahü teâlâ, Allah'ın izniyle susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve sevap gerçekleşti", diye buyururlardı", demiştir.
    Muâz bin Zühre, Efendimizin iftar ettiği zaman:
    "Allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü, Allahım, senin için oruç tuttum ve senin rızkınla iftar ettim", diye dua ettiğini bildirmiştir.
    İbn-i Abbas hazretleri de, Fahr-i Âlem efendimizin, iftar zamanında:
    "Allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü fetekabbel minnî inneke ente's-semîu'l-alîmu, Allahım, senin için oruç tuttum ve senin rızkınla iftar ettim. Kabul eyle. Elbette sen işitici ve bilicisin", derdi demiştir.
    Muâz bin Zühre de, "Elhamdü lillâhi'llezzî eânenî fesumtü ve rezakanî fe-eftartü, Hamd, bana yardımiyle oruç tuttuğum ve bana verdiği rızıkla oruç açtığım Allah'a mahsustur", diye rivayet etmiştir.
    Bildirilen güzel sözlerin her biri Fahr-i Âlem'den rivayet olunmuştur. Herhangisi iftar sırasında söylenirse sünnet üzre iftar olunmuş olur.

    "Sahur bir berekettir, terk etmeyin!"
    Sahur, seherde yenilen yemektir. Ebu Hüreyre hazretleri anlatır:
    "Fahr-i cihan efendimizin şerefli huzuruna girdim. Sahur yiyordu.
    - Sahur bir berekettir ki, Allah onu size vermiştir. O halde siz onu terketmeyin, buyurdu.
    Ebu Davud ve Nesai'nin rivayetlerine göre Arbaz bin Sariye şöyle bildirmiştir:
    "Resulüllah efendimiz i, beni sahura davet edip:
    - O mübarek yemeğe tez gel, buyurdu", demiştir.
    Enes bin Malik'den rivayet edilmiştir ki:
    "Sehre vaktinde Resulüllah efendimiz :
    - Ya Enes! Ben oruçlu olmak istiyorum, bana yiyecek bir şey getir! dedi.
    Ben de önüne hurma ve su getirdim. Ondan sonra Peygamber efendimiz:
    - Ya Enes! Bir kimse getir, benimle beraber yesin, dedi.
    Ben de Zeyd bin Sabit'i davet ettim. Zeyd geldi:
    - Ben sevik içmek isterim, oruçlu olmak da isterim, dedi.
    Resuüllah Efendimiz Hazretleri:
    - Ben de oruçlu olmak istiyorum, dedi.
    Bunun üzerine Zeyd ile sahur yediler. Sonra kalktı, iki rek'at namaz kıldı. Daha sonra sabah namazına çıktı", demiştir.
    Cabir bin Abdüllahtan hazretleri, Efendimizin Ramazanla ilgili ümmetine şu müjdeleri verdiği bildirdi:
    "Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerifte 5 şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir:
    1 - Ramazanın 1. gecesi, Allahü teâlâ mü'minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azab etmez.
    2 - İftar zamanında, oruçlunun ağzı kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
    3 - Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolması için dua eder.
    4 - Allahü teâlâ, oruç tutanlara, ahırette vermek için, Ramazan-ı şerifte Cennette yer tayin eder.
    5 - Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan mü'minlerin hepsini affeder"

    Her düşüş bir öğreniş, ne düşüş bitti ne öğreniş...

  2. #2
    Global Moderatör Kasirga anise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,432
    Rep Gücü
    22

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    "Karşılığını ben veririm"
    Resulullah efendimiz, oruç tutmanın sevabının diğer ibadet gibi olmadığını, bildirirdi. Çünkü, Allahü teâlâ, orucun sevabı için ise, "Karşılığını ben veririm" buyurmuştur.
    Bu farkı Peygamber efendimiz şöyle bildirmiştir:
    "Ameller, Allahü teâlâ katında yedidir. İkisi vacibi gerektirir. İkisi misli iledir. Birisi on kattır. Birisi yediyüz mislidir. Birisinin sevabını ise Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. Vacibi gerekli kılan amellerden birincisi şudur ki, Allahü teâlâya ortak koşmadan ihlasla kulluk yapana cennet vacip olur. Ortak koşarak ölene ise cehennem vacip olur.
    Misli ile olan amelden birincisi, günah işleyene misli ile karşılık verilir. Diğeri ise, iyi amel için niyet ettiği şeyi yapamayana, yapmış gibi sevap verilir. Bire on verilen amel, iyiliklerin sevabıdır. Kötülüklerin günahının aksine, iyiliklere bire on sevap verilir.
    Bire yediyüz sevap verilen amel, helal malından Allah yolunda vermektir. Sevabını yalnız Allahü teâlânın bildiği amel, Allah için tutulan oruçtur. Onun karşılığını Allahü teâlâdan başka kimse bilmez."
    Allahü teâlânın, "Ademoğlunun her ameli kendisi için, yalnız orucu benim içindir" buyurması; kıyamet günü olunca, Allahü teâlâ kuluna hesap sorar. Öyle ki, hiç sevabı kalmaz. Yalnız orucu kalır. Bunun üzerine Allahü teâlâ, kulun ihtiyacı olan sevap kadar kendi fazlından ihsan edip, kulunu orucu sebebiyle cennete sokar.
    Oruç tutanın sevaplarını, elde ettiği dereceleri Efendimiz şöyle bildirir:
    "La ilahe illallah deyip, bu kelime-i tayyibe üzere vefat eden cennete girer. Allah için bir gün oruç tutup, bu minval üzere vefat eden cennete girer. Allah için sadaka verip, bu şekilde hayatı sona eren cennete girer."
    "Oruçlunun, akşam iftar zamanındaki duası reddolmaz."
    "Üç sınıf kimsenin duası reddolmaz: Oruçlunun iftar zamanındaki duası, adil devlet reisinin duası ve mazlumun duası."
    "Üç sınıf kimse vardır ki, Allahü teâlâ onların duasını geri çevirmez: İftar edinceye kadar oruçlunun duası, yardım olununcaya kadar mazlumun duası ve evine dönünceye kadar misafirin duası."
    "Her şeyin zekatı vardır, bedenin zekatı da oruçtur."
    Zekat veren, çok sevaba kavuştuğu gibi, malının kirinden de kurtulmuş olur. Oruç tutanın da bedeninde bulunan bazı hastalıklar yok olur.

    Peygamberimizin tuttuğu diğer oruçlar
    Resulullah efendimiz Ramazan orucu haricinde Aşûre günü (muharrem ayının onuncu günü) orucuna önem verirdi. Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre: Aşûre günü orucunu, ötedenberi Kureyş müşrikleri de, Peygamberimiz de, tutardı.
    Aşûre günü, Kabe'ye müşrikler tarafından yeni örtü de, örtülürdü.
    Ramazan orucu, Medine'de Müslümanlara farz kılınınca, Peygamberimiz: "Aşûre günü orucunu, tutmak isteyen, tutsun, bırakmak isteyen de, bıraksın!" buyurdu.
    Sonra da, Aşûre orucu ile ilgili şu müjdeleri verdi:
    "Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan muharrem'de tutulan oruçtur."
    "Allah'ın, Aşûre günü orucunu, ondan önceki yılın günahlarına keffaret kılacağını umarım!" buyurmuştur.
    Peygamberimizden, Aşûre günü orucu soruldu.
    Peygamberimiz "Bir yılın keffaretidir!" buyurdu.
    Hz. Ali der ki "Peygamber Aleyhisselama bir adam gelip "Ya Resulallah! Ramazan ayından sonra hangi ay oruç tutmamı bana emr edersin?" diye sordu.
    Resulullah Aleyhisselam "Ramazan ayından sonra oruç tutacaksan, muharrem ayını tut! Çünki, o, Allah'ın ay'ıdır. O ayda öyle bir gün vardır ki, Allah, o günde bir kavmın tevbelerini kabul etmiştir ve o günde başka bir kavmin de, tevbelerini kabul edecektir!" buyurdu.
    Ramazan ayı orucnun farz kılınışından önce, Peygamberimiz, Müslümanlara Aşûre günü orucunu muharremin onuncu günü tutmalarını emir etmiş, ayrıca "Ben, gelecek yıl sağ olursam, dokuzuncu günü de, oruçlu geçireceğim." buyurmuştu.
    Hakem bin A'rec anlatır:
    "Abdullah bin Abbas'a gittim. Kendisi, Mescid-i haramda Zemzem'in yanında idi. Ridasını yasdık yapmış ona dayanmış bulunuyordu. Yanına oturdum.
    Kendisi, yanında oturulup durulacak ne güzel arkadaştı!
    Ona "Aşûre gününden bana haber ver?" dedim.
    "Sen, onun nesinden soruyorsun?" dedi.
    "Sen, bana Aşûre gününden haber ver, o, hangi gündür ki, o gün, ben, oruç tutayım? Aşûre günü orucundan haber ver?" dedim.
    İbn-i Abbas "Muharremin hilalini görünce, günleri saymağa başla ve dokuzuncu günü oruçlu olarak sabahla!" dedi.
    Sonra da şu hadis-i şerifi nakletti: "Aşûre günü oruç tutunuz ve bu hususta Yahudilere muhalefet ediniz: Aşûre gününden bir gün önce ve ondan bir gün sonra da, oruç tutunuz!".

    Resulullahın Eyyam-ı biz Orucu
    Resulullah efendimiz, her ayın onüçüncü, ondördüncü ve onbeşinci günlerini oruçlu olarak geçirirdi.
    Abdullah bin Abbas der ki "Resulullah Aleyhisselam, hazerde ve seferde Eyyamülbiz'da iftar etmez (Yani, o günleri oruçsuz geçirmezdi.)
    Eyyam-ı biz: ayın doğup sonuna kadar aydınlattığı geceler demektir ki, her ayın on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci geceleridir.
    Katade bin Milhan "Resulullah Aleyhisselam, bize ayın aydınlık olduğu on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci gecelerin orucu ile emr eder ve "O, yıl orucu gibidir!" buyururdu."
    Abdullah bin Minhal'in babası Minhal de "Resulullah Aleyhisselam, bize, üç aydınlık geceli günlerin orucunu tutmamızı emreder "Onlar, yıl orucudur!" buyururdu." demiştir.
    Ebu Zer Gıfari der ki "Resulullah Aleyhisselam "İçinizden, her aydan üç oruç tutmak isteyen kimse, üç aydınlık geceli günlerin orucunu tutsun!"
    Bana da "Ey Ebu Zer! Her aydan üç oruç tutacağın zaman, on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günlerde oruç tut!" buyurdu."
    Muazetüladviye, Hz. Aişe'ye "Resulullah Aleyhisselam, her aydan üç gün oruç tutarmı idi?" diye sordu.
    Hz. Aişe "Evet!" dedi.
    Muaze "Resulullah Aleyhisselam, bunun dışında ayın hangi günlerinde tutardı?" diye sordu.
    Hz. Aişe "Orucu, ayın günlerinden herhangi birinde tutmağa pek özenmezdi." dedi.
    Abdullah b. Mes'ud da "Resulullah Aleyhisselam, her ayın gurresinde üç gün oruç tutardı." demiştir.
    Aklık, beyazlık demek olan Gurre, oruçta, ayla aydınlanmış geceler, yani, her ayın on üç, on dört ve on beşinci geceleridir.
    Ebu Hüreyre hazretleri, "Resulullah Aleyhisselam, bana üç şeyi:
    Her aydan üç gün oruç tutmayı,
    Kuşluk namazı kılmayı,
    Vitr namazını kılmadıkça, uyumamamı emir ve tavsiye buyudu." demiştir.

    En çok Şaban ayında oruç tutardı
    Resulullah efendimiz, Ramazan haricinde ençok Şaban ayındı oruç tutardı.
    Hz. Aişe validemiz der ki "Resulullah Aleyhisselambazan o derece oruç tutardı ki, biz "Artık, orucu hiç bırakmayacak!" derdik.
    Bazan da, orucu, öyle bırakırdı ki "Artık, hiç oruç tutmayacak!" derdik.
    Ben, Resulullah Aleyhisselamın, Ramazandan başka hiçbir ayı tamamen oruçla geçirdiğini görmedim.
    Ben, Onun, şaban ayındakinden daha çok oruç tuttuğunu da, görmedim.
    Şaban ayında, orucu, pek az bırakır, şaban ayını bütün tutar, Ramazana kavuştururdu."
    İmran bin Husayn'ın bildirdiğine göre: Peygamberimiz "Ey filan! Bu ayın (Şabanın) sonunda oruç tuttun mu?" diye sordu.
    O da "Hayır ya Resulallah!" dedi.
    Peygamberimiz "Öyle ise, Ramazandan çıktıktan sonra iki gün oruç tut!" buyurdu.
    Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre: Peygamberimiz "Şabanın yarısı kaldığı zaman, oruç tutmayınız!
    Sizden biriniz, bir gün veya iki gün oruçla, sakın, Ramazana tekaddüm etmesin, ramazanın önüne geçmesin! Ramazanın önüne geçmeyiniz!
    Ancak, bir kimse adet edindiği orucunu tutuyorsa, varsın, onu tutsun!" buyurmuştur.
    Ebu Eyyub'ül'Ensari der ki "Peygamber Aleyhisselam "Her kim, Ramazan orucunu tutar da, sonra, ona nafile olarak şevval'den altı gün eklerse, bu, bütün yıl oruç tutmuş gibi olur!" buyurdu."
    Ebu Hüreyre'nin bildirdiğine göre: Peygamberimiz "Geceler arasından Cuma gecesini nafile oruç için tahsis etmeyiniz!
    Ancak, birinizin tutmakta olduğu orucuna tesadüf ederse, o, başka!"
    "Hiç biriniz, Cuma günü oruç tutmasın!
    Ancak, ondan önce, yahud sonra oruç tutarsa, o, başka!" buyurmuştur.
    Yine Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre: Resulullah Aleyhisselam "Ameller, Pazartesi ve Perşembe günleri, yüce Allah'a arz olunur.
    Bunun için, ben de, amelimin, oruçlu bulunduğum sırada arz edilmesini severim." buyurmuştur.
    Hz. Aişe validemiz de "Peygamber Aleyhisselam, pazartesi ve Perşembe orucunu kaçırmamaya dikkat ederdi". buyurmuştur.

    Her düşüş bir öğreniş, ne düşüş bitti ne öğreniş...

  3. #3
    Aktif Üye Emektar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    6,537
    Rep Gücü
    25

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    paylaşım için teşekkürler ALLAH razı olsun..

  4. #4
    Global Moderatör Kasirga anise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,432
    Rep Gücü
    22

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    cümlemizden inşaallah...
    Her düşüş bir öğreniş, ne düşüş bitti ne öğreniş...

  5. #5
    Aktif Üye Girişken
    Üyelik Tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    873
    Rep Gücü
    9

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    ALLAH RAZI OLSUN
    TEŞEKKÜR EDERİM...

  6. #6
    Aktif Üye Poyraz
    Üyelik Tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1,117
    Rep Gücü
    9

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    allah(c.c) razı olsun kardeşim...
    Hakkın hatırı alidir.Hiçbirşeye tercih edilmez..

  7. #7
    Global Moderatör Kasirga anise - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,432
    Rep Gücü
    22

    Ynt: Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve Oruç

    Mevlam cümlemizden razı olsun inşaallah..
    Her düşüş bir öğreniş, ne düşüş bitti ne öğreniş...

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. peygamber efendimiz
    Konuyu Açan: suskun melek, Forum: İlköğretim.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 18-04-2011, 20:12
  2. Peygamber efendimiz'in umreleri
    Konuyu Açan: medineli46, Forum: Hac ve Umre.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 19-04-2009, 06:53
  3. peygamber efendimiz (sav)den bir dua
    Konuyu Açan: gihanna, Forum: Dualar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 23-01-2009, 20:19
  4. peygamber efendimiz (s.a.v) in yürüyüsü
    Konuyu Açan: tugba84, Forum: Sevgili Peygamberimiz.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 23-01-2009, 18:13

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •