HZ. HASAN’LA HZ. HÜSEYİN’İN CEBRAİL A.S.’IN DİZİNE OTURMALARI

Sahâbe-i kirâm’dan Dihye r.a. isminde hem sûreti (dış görünüşü) hem de sîreti (ahlakı) güzel bir zat vardı. Çoğu zaman ticaret maksadıyla seyahate çıkar, dönüşte de Resûlüllah s.a.v. Efendimizin huzuruna hediyesiz çıkmazdı.

Sevgili Peygamberimizin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Dihye’nin her gelişinde, orada bulundukça, kendisinden hediye araştırırlardı.

Bir gün Cebrâil a.s. Dihye r.a.’ın şekline bürünüp Resûlüllah Efendimizle görüşürken, torunları içeri girip Cibrîl aleyhisselâm’ı Dihye hazretleri sandılar ve teklifsizce dizlerine oturup cebine el attılar. Onların bu hâline Resûl-i Zişân Efendimiz sıkılıp mâni olmak istediğinde Cibrîl-i Emîn:

“Yâ Resûlallah, onlara mâni olma ve bu hareketleriyle onların bana karşı edebi terk ettiklerini düşünme. Çünkü ben, onların hizmetkârıyım. Çok kere anneleri Fâtıma teheccüt namazından sonra uykuya dalıp bunlar ağlamaya başladığında, Allah Teâlâ’dan bana emir gelmiştir ki; beşiklerini sallayıp, gözyaşlarını silmiş ve dindirmişimdir. Tâ ki Hz. Fâtıma teheccüt namazından sonra uyuyabilsin...

Şimdi böyle yanıma gelip yakama sarılmalarına hiç şaşmam. Yalnız şundan dolayı hayretteyim ki, bu araştırmalardan maksatları nedir?”

Resûl-i Ekrem s.a.v. Efendimiz:

“Seni Dihye sandılar. Dihye bizi her ziyaretinde hediyesiz gelmez de onun için böyle yapıyorlar.”

O zaman Cebrâil a.s. derhal cennetten bir salkım üzümle nar getirip onlara hediye etti.

Bunları yemek üzere iken bir dilenci şöyle haykırdı:
“Ey Ehl-i Beyt! Bana o üzümle nardan nasip yok mu?
Resûlüllah Efendimiz, yaratılışı iktizâsı dilenciye kısmetini vermek istediğinde, Cebrâil a.s. mâni oldu.
“Yâ Resûlallah, bu dilenci şeytanın ta kendisidir. Cennet nimetleri ona haram olduğu için hile ile yemek istiyor.” dedi.

Hz. Hasan’la Hz. Hüseyin meyveleri yemekle meşgul olurken Cibrîl a.s. ağlamaya başladı.

“Yâ Resûlellah, bu iki torunlarınızın birini zehirle, ötekini de kahır kılıcı ile şehit edecekler! Bunlara erişecek musibet, senin mânevi mevkiinin daha da yükselmesine, onların da şehitlik rütbesine çıkmalarına vesîle olacaktır!”


(Taberânî, Hadîkatü’s-Süedâ)

Allah hepsinden razı olsun.