Yaşları 14 ile 23 arası 8 genç. Ak pak cübbeleri ve fesleri, 'hafız' olduklarının işareti.
Erhan Çaçan'ın haberi;

İstanbul Bahçelievler'deki Hafız Ali Kur'an Kursu'nda düzenlenen hafızlık merasiminde kendilerini dinlemeye gelenleri, tevazu ve zekâlarıyla büyülediler. Bir yandan lise eğitimlerine devam ederken, diğer yandan Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş olmaları ise iltifatları hak ettiklerinin delili.

Türkiye'nin dört bir yanında tatil heyecanı yaşanırken onlar, ailelerine çifte karne hediye etti. İstanbul Bahçelievler Hafız Ali Kur'an Kursu talebeleri, düzenlenen merasimle 'hafız' unvanına sahip oldu.

Yaşları 14 ile 23 arası değişen 8 hafız, örgün eğitim dışında kalan zamanını Kur'an-ı Kerim ezberlemekle kıymetlendirdi. Tevazu ve zekâlarıyla göz dolduran gençler, okudukları surelerle de dinleyicilerin takdirini topladı. İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Rahmi Yaran'ın da katıldığı merasim, imam hatiplerin Kur'an tilaveti ve kurs öğrencilerinin ilahileriyle manevi ziyafete dönüştü.

Dört yılda çok sayıda kişiye Kur'an öğrettiklerini ve 26 hafız yetiştirdiklerini belirten kurs hocalarından Cemil Toker, "Geleceğimizin teminatı olan bu güzel gençlerin, kalplerinde ve hafızalarında Yüce Kitab'ı barındırmaları bizim için onur kaynağı." dedi. Hâlihazırda 25 öğrencinin hafızlık eğitimi aldığını ifade eden Toker, SBS'de 460 puan üstü alan ve hafızlığı 2 yılda tamamlayan öğrencilerine hayırseverler tarafından özel kolejlerde okuma imkânı tanındığını kaydetti.

İstanbul Müftüsü Doç. Dr. Rahmi Yaran da karne almayı, ahiretteki hesap gününe benzetti. Dünya hayatının sonunda herkesin birer karne alacağını anlatan Yaran, anne-babalara tavsiyede bulundu: "Bu karnenin içinde bir ders de 'çocuk yetiştirme' olacak. Çocuk yetişirken Hz. Lokman gibi yumuşak olmalıyız. Sadece kendi çocuklarına değil bütün çocuklara nazik davranmalıyız. Onlar koşacak, kıracak, dökecekler. Buna katlanacak ve onları kırmayacaksınız."

Gençliğin en güzel günlerini Kur'an ezberlemeye adayan hafızların heyecanı ise görülmeye değerdi. Güzel sesini Kur'an'la taçlandıran Alpcan Çelik (19), duygularını, "Keşke hafızlığa daha erken başlasaydım. Kur'an ezberlemenin tarifi, sevinci başka." şeklinde ifade etti. Hafızlığın, okul derslerine engel olmadığını vurgulayan Fatih Taştan da hafız olma hikâyesini şu sözlerle anlattı: "Babaannem bana hep 'hafızım' derdi. Aklımda öyle yer etmiş. Küçükken güzel sesli hocaları dinlemeye giderdim. Kısmet bu gün hafız olmakmış." En küçük hafız Siirtli Sait Şalk'ın (15) hayali ise İstanbul'un büyük camilerinin birine müezzin olmak. Bilal Akdoğan (23) da hafızlık heyecanı yaşayanlardan. Akdoğan, hislerini, "Kur'an öyle bir şey ki okudukça okuyası geliyor insanın. Hiç bıktırmıyor." sözleriyle paylaştı.