Akranlarıyla yeteri kadar oyun oynayamadığı için duygusal gelişimini tamamlayamamış çocukların okula başlatılması durumunda, ezileceği, edilgen hale geleceği, liderlik yönünün zayıflayacağı belirtildi. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Üre, her eğitim öğretim dönemi öncesi pek çok ailenin, çocuklarının okul çağına gelip gelmediğinden emin olamadıklarını ve ´´bu yıl okula göndersek mi?´´ sorusuna da tatmin edici bir yanıt alamadıklarını söyledi.
Üre, okula başlama yaşının, ´´6 ya da 7´´ gibi Bakanlıkça belirlenmiş bir sınırının olmadığını, ancak bir çocuğun okul çağının gelip gelmediğinin aslında, dikkatlice gözlemlendiğinde net bir şekilde anlaşılabildiğini söyledi. İlköğretim birinci sınıfa başlayacak çocuğun ilk bakışta, kendinden emin olmayan tedirgin tavrıyla dikkat çektiğini ifade eden Üre, ´´Birinci sınıfa başlamaya hazır olmayan çocuk, rahatsız, isteksiz, iştahsız olur. Okula gitmeye hazır durumda olan çocuk ise yüzüne bakıldığında size ´Hadi oynayalım, haydi bana şu konuda cevap ver´ gibi şeyler söyleyecektir´´ dedi.
Üstün zekalı çocukların 5-6 yaşında ilköğretime başlayabileceğini, ancak durumun istisna kabul edilmesi gerektiğini dile getiren Üre, genel kabul gören okula başlama yaşı olan 7´nin tesadüfen seçilmediğini, 7 yaşına gelmiş bir çocuğun büyük oranda akademik bilgi öğrenmeye hazır hale geldiğini vurguladı.
YÜKSEK LİSANSLI ÖĞRETMEN
Akranlarıyla yeteri kadar oyun oynayamadığı için duygusal gelişimini tamamlayamamış çocukların, okula başlatılması durumunda ezileceğini, edilgen hale geleceğini, liderlik yönünün zayıflayacağını dile getiren Prof. Dr. Üre, şunları kaydetti: ´´Ebeveynlerin haklı olarak en çok merak ettiği bir başka konu ise çocuğun ana okuluna ne zaman gönderileceğidir. 2 yaşından itibaren çocuk kreşe gönderilebilir, sonrasında anaokuluna devam edebilir. Anaokuluna 2-3 yıl devam edilebilir, faydalıdır. Anaokulu tercihinde ise görevli öğretmenin yüksek lisans yapmış olması önemlidir. Yapılan en büyük yanlış, gönderilen anaokulunda her yıl sürekli aynı çalışmaların tekrar edilmesidir. Anaokulu tercihinde bir diğer yanlış, baskıcı ve itaat ettirici eğitimdir. ´Otur-kalk, gel-git´ tarzı bir eğitimle, çocuklara anaokulu çağında, savaşmayı, hayata karşı her zaman mücadele etmeyi değil, güçlükler karşısında sinmeyi ve başkasının yardımı olmadan kararlar alamamayı öğretiriz. Böyle bir eğitim alan kişinin yetişkinliğinde başarılı olması da mümkün değildir.´´
OKUMA YAZMA ÖĞRETİLMEMELİ
Prof. Dr. Üre, anaokulunda oyun ve gezme dışında hiçbir akademik eğitimin olmaması gerektiğinin altını çizerek, çocuğa anaokulunda, başarma, mülkiyet, adalet ve sorumluluk alma duygusunun aşılanması gerektiğini belirtti. Anaokulunda kesinlikle okuma yazma öğretilmemesi gerektiğini ifade eden Üre, ´´Biz onlara anaokulunda dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğretmeli, çevreyi tanıtmalı, parkları, kamu hizmeti alınan yerleri gezdirmeli, onlara hayal güçlerini artıracak faaliyetlerde bulundurmalıyız´´ diye konuştu.


eğitimhaber.com