Selamün aleyküm. Bir dostumuz Allah'ın varlığının ispat edilmesini, kendisinin bu konuda sıkıntıya düştüğünü söylemiş. "El mü'minüne keracülin vahidin" hadisine imtisalen ("mü'minler tek bir adam gibidir"; adamın gözü ağrısa beyin, kol, ayak seferber olur o adamı doktora götürür) nacizane bir mesaj yazdım lakin karakter sayısı fazla olduğundan ve az kelime ile çok şey anlatacak kadar zeki olmadığımdan yeni bir konu açmak zorunda kaldım. Şimdiden bir yanlış yaptı isem affola, hatam var ise konunun kapatılmasını ilgili kişilere arz ederim.

Şimdi,

Her şeye sebep olan varlığın varlığının kesinliği konusunu anlatayım, aklımda kaldığınca ve dilim döndüğünce. Şimdiden geriye doğru gidersek benim sebebim anne ve babamdır, benim dünyaya gelmemin maddi sebepleri onlardır.
Onların sebebi onların anne ve babalarıdır. Ve bu Hz. Âdem’e kadar devam eder İslam inancına göre, Darvinist görüşe göre tek hücrelilere kadar lakin Darvinizm çökmüştür çünkü her ne kadar okulda üniversitede ders kitaplarında dahi okutulmaya devam edilse bile canlıların birbirlerine dönüştüğüne dair bir araform (delil) hala bulunamamıştır. Her ne olursa olsun ikisi de konumuzda aynı kapıya çıkacaktır çünkü felsefe ve mantık teselsülü (Sonsuza kadar bir şeyin bir şeye sebep olmasını) kabul etmez. Yani Stephen Hawkingin anlattığı gibi "Bir kadın dünyanın bir kurbağanın sırtında olduğunu iddia etmiş, bunun üzerine sormuşlar o kurbağa neyin sırtında, kadın da o kurbağa başka bir kurbağanın sırtında ve bundan sonra hep kurbağa demiş" hikâyesini mantık kabul etmez çünkü evren sonsuz bir kavram değildir, madde ve enerji sınırlıdır.

Günümüz felsefecilerin dahi kabul ettiği ya da kabul etmeye başladıkları görüş şudur;
"Sebeb ve müsebbeb(sebeb olunan) müsebbibe (sebep olan şeye) muhtaçtır, Müsebbib sebebe ya da müsebbebe değil.”
Yani çocuğun varlığı anne ve babaya muhtaçtır, anne ve baba çocuğa değil.
(En son lafı şuraya getireceğim "Yaratılan yaratıcıya muhtaçtır, Yaratıcı yaratılana değil")

Toparlarsak mantık teselsülü kabul etmez, o halde geriye doğru gittiğimizde mecburi olarak her şeyin müsebbibi olan tahrik edici, bütün kâinata sebep olan şeyin varlığını kabul etmek gerekecek.

Biz biliyoruz ki kainatta her şeyin bir sebebi vardır. Duvarın sebebi insanlar, duvarların sebebi taşlar, taşların sebebi kayalar, kayaların sebebi dağlar, dağların sebebi lavlar (gerçekten jeoloji böyle diyor), demirin sebebi göktaşları, bütün elementlerin sebebi hidrojen atomu (gerçekten günümüz fiziği bunu diyor). Dolayısı ile kainatta her şeyde müsebbib ve müsebbeb ilişkisi vardır. Geriye doğru gidildikçe müsebbibler azalmaktadır ve tek bir müsebbibe kadar mantıken devam edecektir. Teselsülü mantık kabul etmediğinden bu arayış tek bir müsebbibde noktalanacaktır.
Bizim bildiğimiz şekilde Allah’ın varlığını değil de her şeyi başlatan varlığın var olduğunun mantîkî bir ispatı da budur.

Akaid meseleleri aklı çalıştırmayı gerektirir ve gerçekten kafayı yorar. Akaid meselelerini tam olarak öğrenmek istiyorsanız Teftezâninin Şerh'ul Akaid kitabını okutan bir hocaefendinin ders halkasında diz çürütmeni tavsiye ederim. Bu kitapta benim anlattığım şekilde değil, tam tutarlı ve sade anlatım mevcuttur ayrıca sadece Allah'ın varlığının ispatı değil, akla gelebilecek bütün tevehhümler dahi ders konusu olarak okutuluyor ve teker teker çürütülüyor.